İçeriğe geç

Mü’minler ellerindeki küçük küçük paraları bir araya getirip ‘mudârebe’ usûlü dediğimiz türden şirketler kursalar, burada yapacakları her muamele ve kazandıkları her kuruş, bir cihetten onların sevap hânesine işlenecek ve onlar bu kuruluşlar sebebiyle hem dünyalarını hem ahiretlerini mamur hâle getireceklerdir.

Mudârebe usûlü şirketlerde, taraflardan biri veya bir grubu sermayeleriyle, diğer kişi veya grup da emekleriyle bir araya gelir ve ortaklık kurarlar.27 Zaten bir zaman gelecek insanlar belki de o istikamete sevk edileceklerdir. Çünkü beşer, kölelik devrini aştığı gibi, bir gün ecirlik (işçilik) devrini de aşacaktır.28

Zannediyorum bu gidişi durdurmak zor olacaktır. Ecirlik devrinin aşılmasıyla ortaya çıkacak problemlere İslâm işin başında çare bulmuş ve müntesiplerine mudârebe türü ortaklıklar teklif etmiştir.

Günümüzde proletarya sınıfının dalâlet, tuğyan ve taşkınlığı, hırçınlık ve hoyratlığı, bugüne kadar tatbik edilegelen usûllerin artık bu yırtığı kapatamayacağını göstermekte ve ispat etmektedir. Bu itibarla insanımız bu derde mutlaka başka çareler bulmak zorundadır.

Prim ve teşvik usûlleri belli bir yere kadar geçerli olsa da nihaî çare olamazlar. Kanaatimize göre -ki hâdiseler kanaatimizi desteklemektedir- beşerin en kısa zamanda mudârebe usûlü şirketlere gitmesi hem bir zaruret hem de bir ihtiyaçtır.

Burada istidradî olarak ayrı bir noktaya da temas etmek istiyorum: Bizler, bütünüyle kapitalist bir sistemin kurduğu düzen ve çarklar arasında kıvranıp duruyoruz. Dolayısıyla, İslâm’ın iktisadî yapısı ve bilhassa faizsiz banka adına getirilen tekliflerin hemen hepsi ister istemez bu düzen ve onun çarklarının tesiri altında yapılanmaktadır.

436