Tekel, mutlak veya nisbî olarak piyasa hâkimiyetini ifade eden bir tabirdir. Frenkçesi monopoldür. Monopol, tek satıcı demektir. Bu, bir tek fert veya firma olabileceği gibi, tek satıcı havasıyla hareket eden bir firmalar zinciri de olabilir. Mühim olan, kelimenin ifade ettiği mânâdır. Pratikte her türlü mal çeşidinde tekelcilik mümkündür.
Tekel, piyasaya arz edilecek mala bütünüyle hâkim olma ve onu istenilen yerlere kanalize etme işidir. Bu anlayışın hâkim olduğu bir ortamda, talep sahibinin ilk ve değişmeyen muhatabı, daima tekelcilerdir ve piyasada sadece onların hükmü geçerlidir.
Bütün monopolcüler bu tarife girdiği gibi, müstehlik (tüketici) ile müstahsilin (üretici) yüz yüze gelmesine mâni olan komisyoncular da bu tarife dahildir. Bunların hepsinde ortak bir yön vardır ki o da, malın tekelde toplanıp çok defa haksız bir kazanç elde edilmesidir.
İslâm bütünüyle tekelciliğin karşısındadır. Çünkü İslâm’da adalet, değişmeyen bir esastır. O, sınıf farklılığının karşısında olduğu gibi, her türlü sınıflaşmaya giden yolların da karşısındadır. Hâlbuki monopol veya tekel, bir sınıf veya zümre hâkimiyeti demektir ki, elbette İslâm, onun karşısında olacaktır. Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) birçok hadis-i şeriflerinde kemal-i hassasiyet ve ciddiyetle bu konu üzerinde durmaktadır.