İçeriğe geç

Siz bu meseleyi bütün iş kollarına teşmil edebilirsiniz. Evet, çok defa sadece bir şirzime-i kalil (küçük bir azınlık) bundan istifade eder, fakat topyekün millet zarar eder. Eğer ticaretin girizgâhına az vâkıf olsaydık, çarşımızda, pazarımızda, âlem-i İslâm’ın çarşı ve pazarlarında da bu türlü tekelcilerin nasıl milletin kanını emdiklerini görecektik. Ve milletin haysiyet ve izzetiyle nasıl oynandığına şahit olacaktık; heyhât ki heyhât..!

Tekelci fevkalâde iştirâ (satın alma) gücüne sahiptir. Parayı elinde topladığı için çarşıda, pazarda istediği malı alır, stok yapar, sun’î darlık meydana getirir. Böylece millet bunalımdan bunalıma, krizden krize girer. Netice itibarıyla bu, çok defa bir enflasyona da götürür.

Bütün bunları tekelci tezgâhlar. Senaryoyu hazırlar ve sahneye sürer. Sonra bunun ardından da çeşitli reaksiyonlar baş gösterir. Lokavtlar grevleri, grevler lokavtları takip eder durur. Sebep-netice zinciri uzar gider ve bu gidişin önünü de kimse alamaz. Çünkü hastalık ve dert başkadır. Konu, mü’minin imanla enginleşmiş kalbiyle ele alınmadıkça meseleleri halletmek mümkün değildir.

Aslında böyle, yani bir avuç monopolcünün milletin mukadderatına hâkim olduğu bir toplulukta içtimaî huzur ve saadetten de söz edilemez. Onlar hep mesut ve bahtiyar olduklarını söyleyecek, alt kattaki yangını görmezden gelerek üst katlarda düğün yapıp oynayacak, memleket cayır cayır yanarken onlar, her türlü zevkin tadını çıkarmaya çalışacaklardır.

Bunlara belki gülmek gerekecek ama, bir milletin kaderiyle sıkı sıkıya alâkalı olan bu meselelere biz şimdiye kadar gülmediğimiz gibi, şimdi de gülmeyecek, sadece ağlayacağız. Altta yangını itfaiyeciler söndürmeye çalışırken, üstte düğün alayı… Bu, bizi ağlatan bir husustur ve daima ağlatmıştır, bundan sonra da ağlatacaktır.

5. İhtikâr (Spekülasyon)

384