İslâm, her şeyiyle; evet, insanından toprağına, ondan parasına kadar her şeyiyle aktiftir. Hâlbuki tekelci ticareti elinde tuttuğu zaman, pek çok istihsal sahasını âtıl bırakacak, onları işlemez hâle getirecektir. Bu ise millî gelirin, millî servetin dinamitlenmesi demektir. Ayrı bir zararı da, istihdam alanının daralması şeklinde olacaktır. Zira, üç fabrika açılırsa üç bin insan çalışır. Hâlbuki tekelci bir fabrika açacak ve içinde bin insan çalıştıracaktır. Böylece iki bin insan gadre uğramış ve sokağa dökülmüş olacaktır. Bir kısım art niyetliler de bunu istismar ederek insanları anarşiye sürükleyecektir.
10. Tekelin Zararları
Kısacası, tekelin iki ciddî zararı vardır:
Birincisi, memleketin yarı istihsal sahalarını âtıl bırakma, insanları pasifize etme, çalıştırmama ve böylece memleket çapında ciddî zarara sebep verme ki, feodalizm döneminde, Batıda böyle olmuştur. (Maalesef Batıdaki dünkü süprüntü düşünceler de bugün bizim içimize ikâme edilmeye çalışılmaktadır.) İstihsal sahaları yarı âtıl hâle gelince işçi açığa alınmış olacaktır.
Bu ise, -Allah muhafaza buyursun- her an işçi cephesini anarşiye sürükleyebilir. Onun için biz her alanda sıhhatli bir rekabetin şart olduğuna inanıyoruz. Böyle bir rekabet içinde temiz vicdanlar kendilerine düşen vazifeyi yaparlarsa, kurtuluşumuz muhakkak ve mukadder demektir ki, bu sayede -Allah’ın tevfik ve inayetiyle- arızasız sahil-i selâmete çıkarız.
İkincisi, tekelci, tekelinde tutabilmek için ticarî hayata çeşitli ahlâksızlıkları sokar. Meselâ, arz ve talep dengesini öyle bir seviyede tutar ki, o seviye daima tekelcinin çıkarına ve lehinedir.