İçeriğe geç

Allah Resûlü, Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderir. Muaz b. Cebel ki, Akabe’de Allah Resûlü’ne biat etmiştir. İslâm’a girdiği gün belki yüzünde tüy bile yoktur; evet, işte o kadar gençtir. Ona ikinci bir Ömer dense sezâdır. Zira o büyük bir dâhidir. Çevresine karşı itimat telkin eden ve saygı uyandıran aydınlık bir simadır.

Kendisinden yaşça çok büyük sahabeden birçoğu Hz. Muaz’a karşı saygılı ve hürmetkârdır. Allah Resûlü onun hakkında, “Ümmetimin helâl ve haramı en çok bileni Muaz b. Cebel’dir.”17 buyurmuşlardır.

Ve işte bu Muaz şimdi, bizzat Efendimiz tarafından Yemen’e gönderilmektedir. İki Cihan Serveri onu Medine çıkışına kadar geçirir ve yolda ona sorar:

“Yâ Muaz! İnsanlar arasında ne ile hükmedeceksin?” Muaz bu soruya:

“Allah’ın kitabıyla.” cevabını verir. Efendimiz tekrar sorar:

“Ya aradığını onda bulamazsan?” Muaz b. Cebel’in cevabı:

“Allah Resûlü’nün sünnetiyle.” olur. Efendimiz üçüncü defa sorar:

“Ya onda da bulamazsan?” Ve Muaz Efendimiz’i çok sevindirecek olan şu cevabı verir:

“O zaman da kendi re’yimle amel ederim.”

Allah Resûlü onun bu cevabına o kadar sevinir ki, hemen ellerini kaldırır ve şöyle der:

“Resûlullah’ın elçisini buna muvaffak kılan Allah’a sonsuz hamd olsun!”18

Muaz b. Cebel Yemen’e giderken çok borçluydu. Borçlu oluşu cömertliğinden ileri geliyordu. Evet, o olabildiğine cömert bir insandı. Yakınları ona, Yemen’e gittiğinde ticaretle uğraşmasını ve dönüşte hiç olmazsa borçlarını ödemesini tavsiye ettiler. O da bu görüşü onlarla paylaştı ve Yemen’de hem devlet memurluğu yaptı hem de ticaretle uğraştı.

392