Bu Kur’ân’a ait bir üslûptur: “Onların canlarını yakacak azab-ı elîmle korkut!” değil, “Müjde ver onlara, gidecekleri yer gayyadır!” şeklinde bir üslûp kullanılıyor.
Ticarî ahlâklarını düzeltmeyenlere, menfaatleri için başkalarını zarara sokanlara, kendi menfaat ve çıkarlarını toplumun menfaatlerine tercih edenlere, şahsî hayatlarını düşünüp, başkalarının mutluluğunu dinamitleyenlere bişaret ver, onların varacakları yer Cehennem’dir. Cenâb-ı Hak bizi bu kötü encamdan ve akıbetten muhafaza buyursun.
Ve yine Resûl-i Ekrem (sallallâhu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur:
“Mü’minlerin en faziletlisi o insandır ki, alışveriş yaptığında müsamaha ile, toleransla, hakkaniyetle, meveddetle, mürüvvetle yapar. Sattığı zaman öyle yapar, aldığı zaman öyle yapar. Hüküm verdiği zaman öyle hüküm verir. Hakkında hüküm verildiği zaman da meseleyi öyle karşılar.”26
Böyle biri her şeyi ile mükemmel bir insan ve bir fazilet âbidesidir. Binaenaleyh, bir mü’min, kendi şahsı, ailesi, topluluğu ve kabilesi adına bir şeyler yaparken, içinde yaşadığı toplumu, hatta bir bakıma bütün insanlığı da düşünür ve hesaba katar.
Benim burada fazla istihsalim olabilir. O kadar istihsalim olabilir ki, ben bunu ihraç edecek memleket bulamam. Ama, ülke içinde fiyatlar düşmesin diye de götürüp denize dökemem. Zira memleketin veya dünyanın başka taraflarında bütün hayat boyu bir narenciyeyi göremeyen insanlar vardır.
Günümüzde bazıları istediği kadar insan hakları havarisi kesiledursun; onların yaptıkları dediklerini yalanlayıp durmaktadır. Afrika’da milyonlarca insan açlıktan kıvranırken, bilmem hangi melun limanda tonlarca hububat ve meyve, sırf fiyat düşmelerini önlemek için denize dökülmektedir.
Dipnotlar
- 26 Taberânî, el-Mu’cemü’l-evsat 7/297.