Tekel ve tekelciliğin bir devamı da spekülasyonlardır. Spekülasyon, ihtikâr demektir. Satın alma gücü olanların, ucuz zamanda çarşı ve pazarı tarayıp ne varsa toplamaları, sonra da fahiş fiyatla bunları satmaları bir ihtikâr hareketidir.
İhtikâr, ticarî bir ahlâksızlıktır ve günümüz dünyasında büyük tröst ve kartellerin yaptığı spekülasyonların başında gelir. Onlar bir kısım ajanları vasıtasıyla piyasayı didik didik ederek araştırırlar. Sonra hangi malda kıtlık baş gösterecek, onu belirler, toplar ve bir yere stok ederler. Ardından da o malı çok fahiş fiyatlarla satarlar. Tabiî onlar kazanırlar. Ama millet de bundan olabildiğine zarar görür.
Zaten bugün piyasada, fıtrî ve tabiî ticarî dalgalanmaların getirdiği bunalımlardan çok, sun’î krizler vardır. Evet, bir kısım kimseler halkın, milletin, ülke ve insanlığın kaderiyle oynamak suretiyle bu tür bunalımları sun’î olarak meydana getirmektedirler.
Gariptir, bazı kimseler, fiyat dalgalanmalarına karşı spekülasyonu, istihsale yardım maksadıyla mahzursuz görürler. Bunlar derler ki, “İyi niyetli kimseler, ambarlarını, arpa, buğday ile doldursunlar, sonra çarşıda, pazarda bunların kıtlığı söz konusu olunca ambardan çıkarsın ve milletin ihtiyacını karşılasınlar. Böylece kıtlıktan dolayı fiyatlar çok aşırı yükselmesin. Halkın karşısına astronomik rakamlar çıkmasın. Bunun için spekülasyonda mahzur yoktur. Veya sen toplarsın da bunu müstahsile verir, istihsali kolaylaştırırsın. Ambarlarını doldurursun. Çarşıda pazarda kıtlık baş göstermeye başlayınca da, dağıtır ve bu bunalımı önlemiş olursun.”