Bizim insanımız faziletlidir. Yarınki nesiller böyle bir faziletle arz-ı dîdâr ettikleri zaman bu işin pratiği nasıl olurmuş görülecektir. Evet, geleceğin nesli sahabeyi anlama mevzuunda bizim için –inşâallah– örnek bir nesil olacaktır.
Arz ettiğimiz bu meseleler, iktisatçılar tarafından çok farklı şekillerde mütalâa edilebilir. Ama netice itibarıyla hepsi de kabul edecektir ki, İslâm, yeryüzünde eşi ve menendi (benzeri) olmayan yegâne semavî bir sistemdir. Çünkü o, Allah kelâmının, inanmış insanların temiz vicdanlarında mâkes bulmasının unvanıdır.
8. Fiyat Teşekkülü
Fiyat, bir mal veya hizmetin para birimiyle ölçülen mübadele değeridir. Normal bir alışverişte fiyat, arz ve talep tarafından belirlenir.
Biz, şartlar öyle gerektirdiğinde, şayet bir fiyat ayarlamasına veya narh uygulamasına gidersek, yine vicdan duruluğumuzla, ruh selâmetimizle ve iç âlemimizdeki istikametle gideriz.
Başkaları için fiyatta aldatmalar olabilir; ama bizim dünyamızda bu türlü şeyler asla bahis mevzuu değildir. İktisatçıların muztar kalıp, her çıkan kanuna munzam, yeni bir kanun çıkarıp onunla mükellefi bağlamalarına mukabil, biz bunların hiçbirine kat’iyen lüzum hissetmeyiz.
Bizim mükellefimiz, sorumluluk ve hesap duygusuyla eli-kolu bağlanmıştır. Bu mevzuda en hassas nokta şudur: Mülk Allah’ındır ve bir insan, ister mal sahibi, ister emanetçi olsun, mülkünde tasarruf yaparken, mülk sahibinin izni dairesinde tasarruf yapar. O’nun kullarını sıkıntıya sokmak şöyle dursun, onlara küçük bir kötülük ihtimalinden dahi korkar ve tir tir titrer.
Mülk Allah’ındır. Verdiği mülkünden dolayı bize düşen, sadece rızası dahilinde tasarruf ve O’na hamd ve senâ etmektir. Bu, belki ticarî hayatta fiyat dalgalanması veya dalgalanmamasının da temel felsefesini teşkil etmektedir.