Kur’ân-ı Kerim, bazen bu âyet-i kerimede olduğu gibi, bir âyetiyle takvanın üç mertebesini birden; bazen –yukarıda zikredildiği gibi– تَخْلِيَة ve تَحْلِيَة şeklinde iki mertebesini birden; bazen de “korkma” mânâsı itibarıyla sadece bir mertebesini ifade eder. Mesela وَاتَّقُونِ “Benden korkun.” (Bakara sûresi, 2/197) ifadesinde sadece bir “korkma” (تَخْلِيَة) bahis mevzuu iken, وَأَحْسِنُۤوا “İhsan şuuruyla hep iyiliği ve güzelliği takip edin.” (Bakara sûresi, 2/195) ifadesinde ise sadece bir “süsleme ve donatma” (تَحْلِيَة) bahis mevzuudur.
Hâsılı takva, ister تَخْلِيَة ister تَحْلِيَة yönüyle ele alınsın onun yukarıda zikredilen üç mertebeye de tatbiki mümkündür. Bu takdirde takva; şirk, küfür ve dalâletten sakınıp, onların içine düşmekten korkmak.. bunun yanında ilâhî himayeye girerek, onu kabullenmek.. sonra imanda derinleşip bu kabulü sâlih amelle taçlandırarak ihsan ufkuna doğru koşmak, koşmakla kalmayıp bütün bir hayat boyu bu yolda sebat etmek.. daha sonra da ihsan ruh ve telakkisiyle elde ettiği mazhariyetle hakka’l-yakînin en âlî mertebesine doğru kanat çırpıp yükselmeye çalışmak... mânâlarına gelir.