Şu bir gerçektir ki, insanlar, yaşadıkları çağın efkârına ne tür bir düşünce hâkim ise karşılarına çıkan her meseleyi o perspektiften ele alır ve ona göre tahlil ederler. Mesela, günümüzde insanların kafalarında hâkim olan düşünce, ilim ve teknolojidir. Günümüzün insanı değerlendirmeye tâbi tuttuğu şeyleri ilim ve teknolojiyle irtibatlandırarak değerlendirme eğilimindedir. Dolayısıyla onlara şöyle-böyle anlatılan hususlar, onların büyük gördüğü şeylere bir değer atfetmiyor ve edip eyleyeceği hususları onlarla irtibatlandırmıyorsa muhatapları nazarında bunların –hakikatte değerleri ne kadar büyük olursa olsun– bir kıymeti yoktur.
Binaenaleyh günümüzde birçok insan, Kur’ân-ı Kerim’i ve geçmiş Müslümanları bu zaviyeden değerlendirdiklerinden dolayı onlar hakkında sordukları “Niçin füze yapmadılar.. niye atomu bulmadılar.. neden elektriği icat etmediler?” gibi sorularla her şeyi teknolojik hususlara bağlayıp kalmış ve Kur’ân-ı Kerim’in diriltici ikliminden istifade edememişlerdir. Hâlbuki bunlar, ilim adına bir kısım izafî değer ifade eden şeylerdir. Bugün için birer teknoloji harikası olarak görülen bu icatlar miadı dolunca geçip gidecek ve yerlerini çok daha mükemmel şeylere bırakacaklardır ki, ihtimal bunlar, gelecekte olacaklara nispeten kağnı arabalarının düştüğü seviyeye düşeceklerdir. O zaman da aynı zihniyette olanlar, “Bu insanlar atomdan, füzeden ve gezegenlerden... bahsettikleri hâlde neden şu esrarengiz şeylerden bahsetmemişler?” diyeceklerdir.