İçeriğe geç

Burada önemli bir hususa daha dikkatinizi çekmek istiyorum: Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) vahiy gelirken değişik keyfiyetlerde geliyordu. Allah Resûlü bunlardan en ağır olanının çan sesine benzer bir ses formatında gelen vahiy olduğunu bildirmektedir.[21] Bundan da anlaşılmaktadır ki, keyfiyeti bizce meçhul olan vahyin nüzulünde sadece Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) muttali olduğu bir ses vardı ve etrafındakiler asla bu sesi duymuyorlardı. Öyle ise değişik sûrelerin başında bulunan mukattaa harflerinin, o sûrede meknî bulunan hakikatlerin ağırlığına bir alâmet ve işaret olarak değişik tecelli dalga boyundaki bir ihtizazı ima ediyor olduğu söylenebilir. Nebiler Serveri (sallallâhu aleyhi ve sellem), الٓمٓ sesleriyle işittiğimiz bu harfleri, vahiy telakkisi içinde ancak O’nun âşina bulunduğu bir sesle algılayıp, bunun neticesinde ne olup biteceğini ve kendisine “Elif, Lâm, Mîm” denildiğinde ardından muhteva itibarıyla nelerden bahsedileceğini hemen anlıyordu.

الٓمٓ hurûf-u mukattaa –lâ teşbih velâ temsil– tıpkı mors alfabesiyle gönderilen bir mesajda, kendisinden sonraki mesajı çözen, ilk bakışta mânâsız gibi görünen fakat daha sonra gelecek beşerli harflerin mânâlarını hâvî bulunan ve o şifrenin çözülmesinde anahtar sayılan beş rakamlı şifre gibi, kendisinden sonra gelecek mesajlar için bir şifre mahiyetinde gibidir. İşte Bakara Sûresi’nin başında bulunan “Elif, Lâm, Mîm”, kendine has ve Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) anlayabileceği ses ve edayla âdeta “Bu harf, bu ses ve bu soluklar, o şanı yüce Kitab’ın şifreleri” demektedir.

97