İçeriğe geç

Hurûf-u mukattaa, Arap alfabesinin yarısını ihtiva ettiği gibi, dikkatle incelendiği zaman görülecektir ki, mehmûse,[1] mechûre,[2] şedîde,[3] rahve,[4] müsta’liye,[5] münhafıda,[6] muntabika,[7] münfetiha[8] gibi harf türlerinin ihtiva ettiği harflerin de hep yarısını ihtiva etmektedir. Bir türü teşkil eden harflerin adedi çift ise tam yarısını; tek ise sert olan türlerin harflerinin az olan kısmını, yumuşak olanlarının da çok olan kısmını almıştır.

Bütün bunların yanında, mukattaa harfleri Arap alfabesinde diğer harflere göre daha çok kullanılan harflerdir. Mesela, lisana da hafif gelen Elif ve Lâm harfleri en çok kullanılanlardır.

Netice itibarıyla bu kadar ihtimal içinden seçilerek alınıp Kur’ân-ı Kerim’in bir kısım sûrelerinin başına birer şifre mahiyetinde konan bu harfleri tesadüf olarak izah etmek asla mümkün değildir. Bunların böyle bir ihtiyar ve intihap ile bazı sûrelerin başına yerleştirilmesi bir hikmet tezahürü ve bir işaret olsa gerek. İşte bu açıdan hareket ederek mukattaa harflerinin de işaret ettikleri bir kısım hususların olduğunu söylemek her zaman mümkündür.

Esasen harf mevzuu çok mühimdir. Öteden beri ehl-i hakikat ve ehl-i tasavvuf, elif harfinin lafz-ı celâleyi ima ettiği üzerinde durmuş, Allah’ın (celle celâluhu) ismini elifle işaretlemiştir. Bu şekilde, Türkçemiz ve sair dillerde olduğu gibi, kelimenin sadece baş harfi alınarak onunla yetinilmiş demektir. Bunun gibi, Efendimiz’i (sallallâhu aleyhi ve sellem) de nokta ile yorumlamış veya noktayı da Efendimiz’in remzi saymış ve “Eğer nokta olmasaydı elif de bilinmezdi.” demişlerdir. Onlar, bu tasavvurla noktaya izafi bir hüviyet vermiş ve onunla elifi tanımaya çalışmışlardır. Bu nükte için “Ene Risalesi”ndeki[9] ifadelere bakılabilir.

87