اَلْكِتَابُ’daki اَلْ, onun malum, maruf bir kitap olduğunu işaretlemektedir. Burada “Mutlak zikir kemaline masruftur.” fehvasınca, kitap denildiğinde ilk akla gelenin o olduğu ifade edilmektedir ki, böyle bir üslupla, başka kitapların bütün güzelliklerini kendisinde toplamakla benzerlerinin üstünde olan Kur’ân-ı Kerim anlatılmakta ve onun azametine işaret edilmektedir. Binaenaleyh malum ve emsalinin fevkinde olan bu Kitap (Kur’ân-ı Kerim), tefsir kitaplarımızda özet olarak: “Efendimiz’e (sallallâhu aleyhi ve sellem) her sûresi, her âyeti mucize olarak peyderpey inen, O’ndan da bize tevâtüren naklolunup bu şekilde mushaflarda yazılı bulunan bir kelâm-ı beliğdir.” şeklinde tarif edilmiştir.
Kur’ân’ın, muhtevası itibarıyla tarifi yapılırken şimdiye kadar onun pek çok derinliklerine temas edilmiştir. İşârâtü’l-İ’câz’da da onun muhtevası göz önünde bulundurularak şu şekilde tarif edilmiştir: