İçeriğe geç

O’nda, her zaman sarsılmaz ve sağlam bir irade vardı. Bu iradenin ters yüz edilmesi mümkün değildi. Çünkü O’ndaki iradeyi Cenâb-ı Hak, gizli meşîetiyle biledikçe bilemişti.

2. Ulaşılamayan Ululuk

O, daha doğmadan babası vefat etmiş ve yetimliği ta anne karnından başlamıştı. Dolayısıyla da babadan gelecek destek ve bu desteğin insan üzerinde hâsıl edeceği gevşeklik, O’nun için hiçbir zaman söz konusu değildi. Zaten O’nun davası bir yönüyle iradeye fer kazandırma davasıydı.

Altı yaşında da annesi vefat etmişti. Hâlbuki bir insana, annesi kadar destek olan veya bir insanda uzun süre kendi desteğini, anne kadar hissettiren ikinci bir varlık yoktur. Şimdi, bu mübarek destek de O’nun elinden alınmıştı. Hâdiseler O’nu törpülüyor ve İki Cihan Serveri’nin iradesi, her geçen gün biraz daha kuvvet kazanıp ışıldıyordu.

Sekiz yaşında da dedesini kaybetti. Öyle bir dede ki, o bütün Mekke’nin ve Mekkelinin de desteğiydi. Şimdi o da bir seher yıldızı gibi kaybolup gitmişti.

302