İçeriğe geç

Hz. Ali (radıyallâhu anh), çok hastalanan bir insandı. Bazen başında bulunanların, onun hayatından ümitlerini kestikleri olurdu. Fakat o, gayet emin bir hâlde, henüz ölmeyeceğini söylerdi. Çünkü senelerce evvel Allah Resûlü ona, boynunun kanıyla sakalının boyanacağını söylemişti.63 O da buna tereddütsüz inanmış ve iman etmişti. Artık aksini hayalinden bile geçirmiyordu.

Ammar b. Yâsir, kulağı kopmuş, durmadan kan kaybediyordu. Etrafında endişe ile dolaşanlara henüz ölümünün gelmediğini söylüyordu; çünkü ona da Allah Resûlü: “Seni baği bir kavim öldürücek ve senin dünyadan son nasibin bir bardak süt olacak!” demişti.64 O buna kat’iyen inanmış ve bu söze teslim olmuştu.

Zaten onlardaki bu teslimiyet ve imandı ki, düşmanın bütün fendini, oyununu bozuyor, onları tersyüz ediyordu. Önüne çıkan okyanus karşısında bile, atını mahmuzlayıp ilerleyecek kadar gözü karalığın mânâsı, işte onlardaki bu iman, bu teslimiyet ve bu mâneviyat yüksekliğindendi.

Onların Allah (celle celâluhu) ve Resûlü’ne itaat ettiklerini bilmem ki burada zikretmeme gerek var mı? Sahabe demek, tepeden tırnağa itaat demektir. Ancak başlı başına müstakil bir mevzuu burada işlemek, mevzuu uzatmak olacağından, şimdilik o kapıyı açmıyorum.

Allah Resûlü’nün askerî eğitime verdiği ehemmiyete yukarıda dikkatinizi çekmiş ve bu mevzuda meselenin pratik buuduna da kuşbakışı temas etmiştim. Mevzuu bitirirken “hitâmuhu misk” olması düşüncesiyle bir iki hadis ve bir âyet-i kerimenin sadece meallerini takdimde fayda ve bereket mülâhaza ediyorum.

Efendimiz buyuruyor: “Çocuklarınıza atıcılık ve yüzücülüğü öğretin.”65

Ve yine buyuruyor: “Kim ki atıcılığı öğrenir -ki bu ona Allah’ın bir nimetidir- ardından da unutursa, o insan Allah’a karşı nankörlük yapmış olur.”66

Ve Rabbimiz emrediyor:

324