Evet, bir ömür boyu âhenk ve tavırlarını değiştirmeyen tek bir insan, tek bir lider vardır; o da hiç şüphesiz, Hz. Muhammed Mustafa’dır (sallallâhu aleyhi ve sellem).
5. Kabiliyetleri Keşfetmesi
İdaresi altındakileri tanımasında da O’nun eşi-menendi yoktu. Habeşistan’a hicret edileceği zaman, hicret edecekleri ve başlarında onları idare edecek şahsı seçmesinde müthiş bir isabet vardı. Cafer b. Ebî Talib (radıyallâhu anh), Necaşî’nin huzurundaki hizmetleriyle bu isabetin âdeta mührü gibidir.18
Medine’ye ilk gönderdiği mürşid, Mus’ab b. Umeyr’di (radıyallâhu anh). Mus’ab icraatıyla Allah Resûlü’nün değişik iş ve vazife için insan seçimindeki isabetini tasdik eden bir sadık şahittir. O gün Medine’de Mus’ab gibi ince bir insan gerekliydi ve Allah Resûlü onu göndermişti.19
Hicret esnasında, O’nun yatağına birisi yatmalı ve müşrikleri oyalamalıydı. Belki o esnada Allah Resûlü’ne gelecek darbeler ona gelecekti. Böyle bir durumda oraya Hz. Ali gibi bir kahraman gerekliydi ve o seçildi.20
Mağarada O’na kim arkadaş olacaktı? Medineliler ilk defa O’nu kiminle görmeliydiler. O hep ikinci adam olma durumunu muhafaza eden Hz. Ebû Bekir (radıyallâhu anh) olmalıydı ve öyle oldu.21 Allah Resûlü işin başında Ebû Bekir’i (radıyallâhu anh) hangi makam ve mevkie yerleştirdiyse, hayatının sonuna kadar Ebû Bekir (radıyallâhu anh) orada oturdu. Çünkü ilk seçim, çok isabetli ve yerinde yapılmıştı.
Zaten, teker teker bütün Raşid Halifelerde, O’nun yaptığı seçimin ve yerleştirmenin izi vardır. Birinci halife Ebû Bekir, İkinci Ömer, üçüncüsü Osman ve dördüncüsü de Ali (radıyallâhu anhüm) olmalıydı. Çünkü kaderin çizdiği ömür sınırı, böyle olmasını gerektiriyordu. Belli ki, bu sıralama ilâhî bir tasnifle yapılmıştı.