İçeriğe geç

O, insanî zaaflardan münezzeh ve müberra idi. Çok yönlü ve mükemmel bir istidat ve kabiliyete sahipti. Bu kadar mükemmel bir istidat ve kabiliyet ise, ancak peygamberde olurdu. Çünkü, diğer pâyelerin hiçbiri için O’ndaki istidat ve kabiliyetler -bu çapta olmak şartıyla- gerekli değildi. Meselâ O, sadece bir ticaret adamı olsaydı. O’nun ticarete olan yatkınlığı, en üst seviyede bir tüccar olmasına yeterdi. Bu durumda ise, O’nun siyasî ve askerî dehası, zemin bulamadığından dolayı kullanılmamış olacaktı. Hâlbuki O, iyi bir tüccar olmanın yanında, aynı zamanda mükemmel bir idareci ve seçkin bir erkân-ı harpti. Meseleyi sadece bu gibi meslek dallarıyla sınırlandırmak da doğru değildir. O, bütün insanlığı bağrına basacak çapta yaratılmıştır. Böyle bir istidat ise ancak peygamberlerde olur. Yoksa O’ndaki istidat ve kabiliyetlerin abes ve boş yaratıldığını kabul etmek icap eder ki, Allah (celle celâluhu), abesten münezzehtir.

O, her meselede zirvede olmuştur. Zaten öyle de olmalıdır ki, kendisine intisap eden insanların istidat ve kabiliyet yönünden en yüksekleri dahi, hep rehberlerinin altında kalsın. O’ndan sonra en müstaid insan Hz. Ebû Bekir’di (radıyallâhu anh). Ama o, yine Allah Resûlü’nü herkesten daha çok kabulleniyor ve O’na bağlılığı en büyük pâye biliyordu.

8. Netice

Bir liderde olması gereken vasıflar açısından Efendimiz’in kısaca bir değerlendirmesini yapmak istedik.. yapabildikse anladık ki, bütün bu özellikleri kendisinde toplayan sadece ve sadece O’dur. Evet, bu yönleriyle, Efendimiz’e yaklaşmış bir tek insan yoktur ki, onu bir vâhid-i kıyasî kabul edelim.

313