Buradan şu neticeye varıyoruz: Allah Resûlü’nün bütün hasletleri bizzat mükemmel ve bizzat en üst seviyededir. O’nun bu mükemmelliği ve üstünlüğü, başkalarına kıyasla değildir. Çünkü Cenâb-ı Hak, O’nu bir beşer için mukadder en zirve noktada yaratmıştır.
O, mükemmel ve kusursuz bir erkân-ı harpti. O’nun, fetanetinin bu yönünü, sadece “deha” kelimesiyle anlatmak yanlış olur. Ancak lafız darlığı (üzülerek itiraf edelim ki) bizi de bazen hata yapmaya zorluyor ve farkına varmadan biz de, O’na askerî dehalık isnat ediyoruz. Hâlbuki Allah Resûlü’nün askerî yönünü bu kelimeyle izah etmek mümkün değildir. Çünkü O’nun askerliği de vahiyle müeyyettir ve Allah Resûlü’nün fetanetiyle irtibatlıdır. Zaten ısrarla üzerinde durduğumuz husus da, O’nun bu yönlerinin, nübüvvetine delil olması keyfiyetidir. Biz Efendimiz’le alâkalı bütün meselelere bu düşünce ile yaklaşıyoruz. Bazen söz ile ifade etmesek bile, temelde yatan ana düşüncemiz budur.
İşte bu temel düşünceden hareketle, şimdi de öz ve hulâsa hâlinde O’nun erkân-ı harpliğinin, nübüvvetine delil olan yönlerine, hızla dokunup geçeceğiz. Çünkü, sayacağımız bütün özellikler, ancak çok müstesna ve hayatını hep harp sahalarında geçirmiş çekirdekten asker insanlarda bulunabilecek özelliklerdir.