İçeriğe geç

Efendimiz, “Kuvvet, atmaktır.”50 buyurmakla kıyamete kadar gelecek harp sanayiine işarette bulunmuştur. Bu ifade, O’na ait mucizevî sözlerden biridir. Ancak kendisi de bizzat o devirde bu sözün pratiğini göstermiş ve atıcılığa çok önem vermiştir. Atıcılığı teşvik eden birçok hadis-i şerif vardır.51 Hele, birisi var ki, çok enteresandır. O da bizzat harp esnasında Sa’d b. Ebî Vakkas Hazretleri’ne: “Anam babam sana feda olsun yâ Sa’d, ok at!”52 buyurmasıdır. Efendimiz birçok insana, sadece “Anam sana feda…” veya “Babam sana feda olsun…” demiştir; ancak bu ikisini birden söylediği tek şahıs Sa’d b. Ebî Vakkas’tır (radıyallâhu anh). Çünkü Sa’d, çok mahir bir atıcıdır…

Allah Resûlü, askerlerini bizzat pratik olarak yetiştiriyordu. Harp olmadığı devrelerde de sahabe, hep sportif faaliyetlere teşvik edilmiş ve aralarında bazı müsabakalar düzenlenmiştir.53 Hatta Efendimiz de, bu müsabakalardan bazısına bizzat iştirak etmiştir.54 Ayrıca yaşı tutmadığı hâlde askere alınmak isteyen gençler arasında düzenlenen güreş müsabakaları, o devrede sportif faaliyetlere verilen ehemmiyete ışık tutan müşahhas delillerdendir.55

O devirde İslâm ordusu, hem fertlerin fizikî gücü hem de ordunun teknik gücü itibarıyla mükemmeldi. Tabiî ki, bunların yanında askerlerin moral gücünü de unutmamak gerektir.

İslâm Ordusunda, melekleri gıptaya sevk edecek kadar mazbut bir ahlâk vardı. Allah Resûlü, öyle askerler yetiştirmiştir ki, bunlar gittikleri her yere emniyet ve güven götürüyorlardı. Sahabenin eliyle fethedilen hiçbir yerde, ırz ve namusa tasallutla alâkalı, en küçük bir hâdiseden bahsetmek bile mümkün değildir.

320