Yedincisi: Bir ordu için savaşta en mühim ihtiyaçlardan biri de şüphesiz, erzak ve mühimmattır. Allah Resûlü’nün yaptığı muharebelerden hiçbirinde erzak ve mühimmat bittiğinden dolayı savaşı terk etme gibi bir durum ârız olmamıştır.
Zaten Kur’ân-ı Kerim, yüzlerce âyetiyle inananları infak etmeye ve cömertlikte bulunmaya hazırlamış, Allah Resûlü de onlardaki bu dinamiği en güzel şekilde kullanmasını bilmiştir. Zaten İslâm’da cihad anlayışı da, hem malla hem de canla gerçekleşmektedir.
9. Hz. Peygamberin Yetiştirdiği Çıraklar
Buraya kadar saydıklarımız doğrudan Allah Resûlü’nün harp tekniği ile alâkalı ve O’nun icraatından bazı bölümlerdi. Hâlbuki O, aynı zamanda eşsiz bir ordu kurmuş ve bu ordu çok kısa bir zaman içinde dünyanın dört bir yanını fethe muvaffak olmuştu. Allah Resûlü yetiştirdiği askerleri ve kurduğu ışık ordusu itibarıyla da eşi-menendi olmayan tek ve yekta bir erkân-ı harpti. Zira İslâm ordusunun tekevvünü O’nun elinde başlamış ve O’nun elinde gelişmişti. Yani O, diğer askerî erkân gibi hazır bulduğu bir orduya komuta etmiş değildi.
Allah Resûlü’nün yetiştirdiği orduda şu üç önemli özellik bilhassa dikkat çekmektedir.
1- Mükemmel bir eğitim.
2- Mazbut bir ahlâk ve örnek bir terbiye.
3- Akıl üstü bir iman, itaat ve teslimiyet şuuru.