Burada mevzu ile ilgili bir düşüncemi daha sizlere açmak istiyorum; benim, düşüncelerimi ifadede su-i taksirim, aceleciliğim, insanların idrak seviyelerine mümaşat edememem ve benzeri sebeplerden dolayı bazılarını günahlara sürükleme gibi bir tavrım olmuşsa, Rabbimin beni affetmesini dilerim. Şayet benim hakkımda suizanda bulunanlar, bu mevzudaki yanlış yorumlarından dolayı ilâhî prensiplere göre, benim etimi yemiş, yani gıybetimi etmişlerse, yerden göğe kadar onlara hakkım helâl olsun. Bundan dolayı, Rabbim “Ne kabirde, ne de daha ötesinde onları muahaze etmesin.” derim. Ancak, benim kendilerine hakkımı helâl ettiğim kimseler, acaba benim hakkımda aynı şeyleri düşünüyorlar mı? Bilemiyorum. Şahsen ben, bu noktada “Siz kendinize bakın, siz doğru yolda olduğunuz takdirde sapan kimse size zarar veremez.”92 âyetinin muhtevası doğrultusunda hareket etmeye çalışıyorum.
İmtihan Unsurları
“Andolsun ki sizi biraz korku, açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele.”93
“İnsanlardan en çok belâya (imtihana) maruz kalan peygamberler, sonra evliya, sonra seviyesine göre sair insanlardır..”94
Yukarıda kutsî beyanların biri âyet, diğeri de hadistir. Bu âyet ve hadisin işaret buyurdukları gerçek ise imtihan meselesidir. Evet, insan bu dünyaya, “insan-ı kâmil” mertebesine ermek için gönderilmiş bir varlıktır. İnsanın bu mertebeye gülerek ve oynayarak çıkması da mümkün değildir. İnsan-ı kâmil mertebesine taşıyan yollarda sıkıntılar, meşakkatler, musibetler vardır ve olacaktır da.
Dipnotlar
- 92 Mâide sûresi, 5/105.
- 93 Bakara sûresi, 2/155
- 94 Tirmizî, zühd 57; İbn Mâce, fiten 23; Dârimî, rikak 67.