Sabır, Üstad’ın yaklaşımıyla musibetler karşısında, masiyetlerle yüz yüze gelindiğinde ve ibadetlerin devamlılığının insana yüklediği zorluklar nedeniyle kulun kararlılık tavrıdır.66 Sebat ise insanın bulunduğu konumu kaybetmemesi, orada sâbit kadem olabilmesi için gösterdiği gayretin adıdır. Meselâ Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) “Ey Kalbleri evirip çeviren Allahım! Kalbimi dinin üzerinde sabit eyle.”67 duasında sebat kelimesini kullanmıştır. Yine Kur’ân, “Allah iman edenleri sabit kavil üzerinde hem dünya, hem de ahiret hayatında sabit kılmıştır.”68 buyurur. Burada ifade edilen kavl-i sabit “Lâ ilahe illallah” mıdır yoksa bunun ihtiva ettiği amellerin bütünü müdür, şimdilik ona girmeyelim. Hakezâ cephede düşman karşısında insanın yerini muhafaza etmesi, ölümü pahasına da olsa geri çekilmemesini ifade ederken de yine sebat kelimesi kullanılır.
Sabra gelince, Efendimiz’in beyanıyla “Sabır, musibetlerin gelip ilk tosladığı anda”69 gösterilen kararlılıktır. Bunun için çeşitli hastalıklara düçâr olanların gösterdiği amelî veya fikrî performansa da sabır denilir.
Dipnotlar
- 66 Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.287 (Yirmi Birinci Söz, Birinci Makam, Üçüncü İkaz).
- 67 Tirmizî, kader 7, daavât 89, 124; İbn Mâce, dua 2.
- 68 İbrahim sûresi, 14/27.
- 69 Buhârî, cenâiz 32; Müslim, cenâiz 14,15.