İçeriğe geç

Şimdi de meselenin hassasiyetini, bizzat Efendimizin karşılaştığı hâdiselerde takip edelim: Peygamberimiz, Huneyn harbini müteakip ganimet dağıtırken, kalblerini telif için Safvan ve emsâli kabile reislerine fazlaca bir şeyler vermişti. Bu bedevi kabilelerinin reisleri oldukça sert, haşin, dediğim dedik, inadım inat insanlardı. Allah Resûlü bunların kalblerini telif etmek suretiyle onlara İslâm’ı sevdiriyordu. Ancak bunu anlayamayan bazı Ensar gençleri; –tabir aynen bu– “Bu adam kendi yakınlarını buldu, onları kayırmaya başladı. Kılıçlarımızdan hasımlarımızın kanları damlıyor, O ise, bizim ganimet olarak elde ettiğimiz şeyi onlara dağıtıyor.” dediler. Allah Resûlü, bu problemi çözmek için yerinde, sür’atli ve çok isabetli bir hamle yapıp hemen Ensar’ı topladı ve meseleyi oracıkta hallediverdi.29 Buhari ve Müslim’de gördüğümüz bir başka hadis-i şerifte ise, Ensar’dan görünen bir zat –kim bilir belki içinde nifakı vardı veya peygamberimizle konuşurken, huzurun adabının gerektirdiği espriyi kavrayamamış biriydi– gelip diyor ki: “Zübeyr tarlasını suluyor, benim tarlam onun tarlasının altında, o istediğim zaman suyu salmıyor ki ben de tarlayı sulayayım.” Efendimiz: “Zübeyr, kendi tarlalarını sula, ondan sonra suyu salıver komşun da sulasın.” diyor. Bunun üzerine adam “Halanın oğlu da ondan!” deyiveriyor. Allah Resûlü de canı çok sıkılıyor; Zübeyr’e “Duvarlarının şurası dolana kadar suyu tut.”30 diyor.

86