Değer itibarıyla ne güneşin, ne de başka bir yıldızın insanın sahip olduğu değere ulaşması mümkün değildir. Zira hilkat-i âlemden maksat insandır. Avâlim onda pinhandır, cihanlar onda matvîdir. Üstad Bediüzzaman, bir şairin “Güneş mahbûbumun hüsnünü görüp utanıyor, görmemek için, bulut perdesini başına çekiyor.” sözüne karşı ciddî bir tepki gösterir ve: “Ey âşık efendi! Ne haddin var, sekiz ism-i âzamın bir sahife-i nuranisi olan güneşi böyle utandırıyorsun?”3 diyerek şaire serzenişini ifade eder. Evet güneş de diğer mahlukat gibi kendi değerleri içinde kabul edilmelidir. Bütün varlık insana nispeten çok küçük kalmaktadır. Bu açıdan güneşin ahiretteki fonksiyon ve vazifeleri o kadar da önemli değil. Vakıa bazı hadislerde güneşin mahşerde insanlara yaklaşacağı ifade edilmektedir.4 Kanaat-i âcizânemce orası Cennet’in berisinde olduğu için oradaki güneş de berzahî bir keyfiyette olacaktır.
Evet, ahiretin kendine mahsus kıstasları vardır. Dolayısıyla güneş de dünyanın değil ahiretin kıstasları içerisinde ele alınıp mütalaa edilmelidir.
Hz. Ömer’in (radıyallâhu anh) Bid’atlere Karşı Tavrı
Dipnotlar
- 3 Bediüzzaman, Mektubat s.29 (Sekizinci Mektup).
- 4 Müslim, cennet 62; Tirmizî, kıyâmet 2; Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 5/254, 6/3.