Meselâ birisi günah işlemişse, onun günah işlediğini söylemeyip, gıybet etmemek veya başkasının bilmemesi için, “Adam arzîleşti” türünden ifadeler kullanmak yerinde olur. Buna, Hz. İbrahim’in putları kırdıktan sonra, kavmine, putların en büyüğünü göstererek, “Belki onu şu büyükleri yapmıştır.”51 ifadesini de örnek olarak gösterebiliriz. Bu ifade, “Onu büyükleri yapmıştır.” şeklinde anlaşılabileceği gibi, “O yaptı, büyükleri de işte şu.” şeklinde de anlaşılabilir.
Maâriz ise, târizin çoğuludur ve daha ziyade enbiyâ-ı izâmın zelle gibi görünen hâllerini ifade etmede kullanılmıştır. Zelle daha umumidir. Bunun içine, insanın ayağının kayıp, başının dönüp düşmesi girdiği gibi, mantık ve muhakemede ortaya koyduğu yanlış hükümlerin arkasından gitmesi de girebilir. Aynı zamanda genel olarak dindeki kaymalara da zelle denilebilir.
İslâm’da İnsan Hakları
İslâm, insan hakları konusunda olabildiğince dengeli, engin ve evrensel bir dindir. O kadar ki, Kur’ân-ı Kerim, haksız yere bir insanı öldürmeyi, “Bütün insanlara karşı cinayet işleme.”52 şeklinde değerlendirmiştir. Bu değerlendirme, hiçbir din ve modern sistemde olmadığı gibi, insan haklarıyla alâkalı hiçbir komisyon ve kuruluşta da insana bu seviyede değer verilmemiştir.
Dipnotlar
- 51 Enbiyâ sûresi, 21/63.
- 52 Mâide sûresi, 5/32.