İçeriğe geç

İsterseniz bu meseleyi biraz açabiliriz. Dünyada insanları idare etmek amacıyla ortaya atılmış bulunan sistemler, yıllarca dünya kadar insanı aldattılar ve hâlâ da aldatmaya devam ediyorlar. –Aradaki küçük farklar mahfuz– insanı “ekonomik hayvan” olarak gören bu sistemler, maalasef yürürlükte oldukları ülke insanlarına hemen hemen hiçbir mutluluk (külliyet ve devamlılık plânında) verememişlerdir. Zaten o sistemlerden biri yıkılıp, gitti. Diğeri de gün geçtikçe bozulan ekonomik durumu, uyuşturucu, içki, kadın vb. kötü alışkanlıkların girdabına düşmüş gençleri ve toplumun bütün katmanlarında kendini gösteren ahlâkî çöküntü ile çoktan yıkılma çanları çalmaya başladı bile. Aslında bütün bu sistemlerin unuttukları bir şey var ki, o da; insanın sadece maddeden ibaret olmadığı. Zira insan maddenin yanı sıra, kendi içine doğru enfüsî derinliği olan ve bu yanlarıyla da tatmin arayan bir varlıktır. İşte bu açıdan onun, Cennet’te altından ırmaklar akan, yemyeşil vadilerde yaşaması bile bir açıdan onu mutlu etmeye yetmeyebilir. Yani, böylesi bir vasatta da olsa, kalbinden komşusuna karşı kin, nefret, haset içinde bulunan bir insanın mutlu olması düşünülemez. Zira o henüz kalbî huzuru yakalayamamıştır. Bu ise Cennet içinde Cehennemî bir azaptır.

Öyleyse, başta haset ve kin olmak üzere, benzeri duyguların kalblerden sökülüp atılması, Cennet’in gerçek mahiyetini tatmaya ve onu duymaya yarayacak kıymetler üstü kıymeti haiz bir nimettir.

Kul Hakkı

115