İçeriğe geç
4. Bölüm

Dördüncü Bölüm PERSPEKTİF

Dünyada her an yeni gelişmeler oluyor ve bu gelişmeler sonucu yeni oluşumlar meydana geliyor veya biz öyle zannediyoruz. Zira insanlığa yeni diye sunulan şeylerin çoğu genelde eski şeylerden ibaret. Bunlar, Necip Fazıl’ın ifadesiyle bir kısım insanların, Müslümanları farklı zamanlarda farklı şeylerle isimlendirdikleri ve itham ettikleri gibi, her dönemde farklı isimlerle ortaya atılmış dedikodu da olabilir. Dolayısıyla bunlara yeni demeden ziyade, aynı şeylerin tekrarı ya da eskilerin farklı versiyonları, değiştirilmiş taklitleri demek daha doğru olur zannediyorum. Dünyada ille de bir değişim olacak, yeni bir tekevvün meydana gelecekse, her hâlde bu uzun fetret döneminden sonra, tekrar İslâm’a, Kur’ân’a.. sahip çıkılması ve onların o diriltici düsturlarıyla bütün insanlığın yeniden dirilmesi şeklinde olacaktır.

Bu açıdan denebilir ki, Kur’ân’ın iki yüz ya da üç yüz yıldan beri yaşadığı gurbet yılları bitmek üzeredir. Evet, Efendimiz’in ifadesiyle öyle zamanlar olmuştur ki, insanlık bir vadide, Kur’ân da başka vadide; o orda yalnız, onlar da ayrı bir yerde Kur’ân’sız yaşamışlardır.1 İşte insanımız, böyle karanlık bir dönemden kurtulmak üzeredir. Bir zamanlar, folklor gibi icra edilen dinî hayat günümüzde kendi orijinine has ses ve soluk ile seslendirilmeye başlanmıştır. İnşaallah bir gün gelecek bu gariplik tamamen bitecek ve “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın.”2 âyetinin ifadesi olarak, insanlık yeniden Kur’ân’la buluşacaktır.

Evet, yıllar var ki Kur’ân hâlinden, dilinden anlaşılmaz, sahipsiz, yabancı bir kitap hâline getirilmiş; mücerret, zayıf ve işe yaramayan bir saygı ifadesi olarak sadece mahfazalar içine yerleştirilip, evlerin başköşesine asılmış, ama ondan gerektiği gibi istifade edilmemiştir. Merhum Âkif, onun bu hâle getirilmesine şöyle isyan eder:

132