İçeriğe geç

Kur’ân Tefsirinde Bir Ölçü

“Yaş ve kuru her şey, Kitâb-ı Mübîn’de vardır.”17 Zerreden kürreye her şeyi birbiriyle münasebet ve ahenk içinde yaratan Cenâb-ı Hakk’ın “Muhit” ilminden gelen Kur’ân’da her şeyin bulunması gayet tabiî ve normaldir. İnsanın her şeyi bilmesi mümkün değildir. Hatta en mükemmel insan olan Hz. Muhammed’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) bile ilmi sınırlıdır. Nitekim “De ki: Ben kendim için bile Allah dilemedikçe hiçbir şeye kadir değilim.”18, “De ki: Ben, size “Allah’ın hazineleri yanımdadır” demiyorum. Gaybı da bilmem. Size ben melek olduğumu da söylemiyorum. Bana ne vahyediliyorsa Ben ancak ona tâbi olurum.”19 … gibi âyetler aksine ihtimal vermeyecek şekilde bu kat’î gerçeği vurgulamaktadır.

Günümüzde, fen ve teknik sahadaki bütün gelişmeler, baş döndürücü bir hâl almıştır. Bu gelişmeleri, Cenâb-ı Hakk’ın insana bahşettiği akıl ve düşüncenin semeresi olması bakımından takdirle karşılarız. Evet her şey, Allah’ı bilme üzerine semere verdiği takdirde, zamanla bu semereler tanınacak ve insanları şükre sevk edecektir. Netice itibarıyla insanlık bir gün afakî ve enfüsî tefekkürleri sayesinde أَنَّهُ الْحَقُّ “Kur’ân haktır.”20 diyecek ve Kur’ân’ın Allah kelâmı olduğunu haykıracaktır. Buna inancımız tamdır.

152