Sabır denince, Üstad Hazretlerinin üçlü sabır tasnifine bir dördüncüsünü de ben eklemek istiyorum; dünyanın cazibedar güzelliklerine karşı sabır. Evet, bu özellikle günümüz Müslümanları adına çok önemli bir husustur. Hayat standartlarının olabildiğine yükselmesi, ev, araba, yazlık, kışlık vb. şeyler, insanları ahiret duygu ve düşüncesinden –maalesef– uzaklaştırabilmektedir. Kur’ân, “Kadın, evlât, tonlarca altın, gümüş, eğitilmiş atlar, hayvanlar ve ekinlere karşı şehvet ve tutku, insanlara güzel (süslü) gösterilmiştir. Bütün bunlar, dünya hayatının geçici menfaatleridir. Asıl varılacak güzel yer ise, Allah’ın katındadır.”70 âyeti ile zaten bu hakikate işarette bulunuyor. “Süslü gösterildi” sözcüğü ile, bu güzellikler karşısında insanın gözünün kamaşmamasının âdeta mümkün olmadığı vurgulanmaktadır. Bunu aşabilmek de çok güçlü iman ve o imanı sürekli hareket hâlinde tutan sabır ile olabilir kanaatindeyim.
Zamanın çıldırtıcılığına karşı sabır.. mânevî pâyelere karşı alâkasızlık şeklinde sabır… Hatta Allah yolunda hizmet hatırına, Cennet kapıları ardına kadar açılmış olsa bile, dişini sıkıp bu ızdıraplı dünyada kalma sabrı, sabrın diğer türleridir…
Kıskançlık Duygusunun Çıkarılması
Ahirette, Cennet ehlinin gözünün görmediği, kulağının işitmediği, insanoğlunun hayaline bile misafir olmamış nimetlerle donatacak olan Allah’ın, bir diğer önemli ihsan ve lütfu da, Cennet ehlinin kalblerinden kin ve haset (kıskançlık) duygusunu kökünden söküp çıkarmasıdır. Kur’ân bu hakikati şöyle ifade eder: “(Cennet’te) onların altlarından ırmaklar akarken, kalblerinde kinden ne varsa hepsini çıkarıp atarız.”71
Dipnotlar
- 70 Âl-i İmrân sûresi, 2/14.
- 71 A’râf sûresi, 7/43.