Kur’ân-ı Kerim’de bir başka âyette ise şöyle buyrulur: “Kim bir mü’mini kasden öldürürse cezası, içinde hâlidîn olarak kalacağı Cehennem’dir. Allah ona gazap etmiş, onu lânetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır.” 55
Âyette geçen “Hâlidîn” kelimesine dikkatleri bizzat çektim. Zira mânâ itibarıyla “Hâlidîn”, “ebedî” demek değildir. Kur’ân’da “ebedî” mânâsı, “ebeden” kelimesiyle ifade edilirken, burada ise “Hâlidîn”i ifade eden خَالِدًا tabiri kullanılmıştır. Bununla birlikte, İbn Abbas ve Tabiîn imamlarından onun talebesi olanlar, bu âyeti, “Allah’ı inkâr edenler ebedî bir azaba düçar olacakları gibi kasdî ve iradî olarak –ki, o mevzu da çok su götürür– insan öldüren kişi de, ebedî bir azaba müstehak olur.”56 şeklinde tefsir etmişlerdir ki, bence böyle bir tehdit insanı ürpertecek mahiyettedir.
Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), başka bir hadislerinde ise, “Kim malını müdafaa sırasında öldürülürse şehittir. Kim kanını müdafaa sırasında öldürülürse şehittir. Kim dinini müdafaa sırasında öldürülürse şehittir. Kim ailesini müdafaa sırasında öldürülürse o da şehittir.”57 buyurmuşlardır ki, dünyadaki bütün hukuk sistemlerinde, hadiste geçen değerler birer esas olarak korunmaya alınmıştır. Bu hususlar, bizim hukuka esas teşkil eden usûl kitaplarımızda “zaruriyat” diye önemle üzerlerinde durulur. Bu açıdan din, can, nesil, akıl ve mal, herkesin korumakla mükellef, yani yükümlü olduğu temel esaslardır. Evet bir diğer taraftan da İslâm, insan haklarına işte bu temel prensipler açısından yaklaşır.
Dipnotlar
- 55 Nisâ sûresi, 4/93.
- 56 Bkz.: Abdurrezzak, Tefsîru’s-San’ânî 1/167; et-Taberî, Câmiu’l-beyân 5/217.
- 57 Tirmizî, diyât 22; Ebû Dâvûd, sünnet 32; Nesâî, tahrîm 22.