Bence evrensel bir din bütün insanlar tarafından temsile açık olmalı; dünyanın neresinde olursa olsun liyakatliler gelmeli iş başına… Kur’ân’ın إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ أَتْقَاكُمْ “Allah indinde en şerifiniz, en muttaki olanınızdır.”31 sözüne kulak verip, takvayı esas almalı; yani hem farzları yerine getirip kebairden içtinap etmeli hem de şüpheli şeylerden sakınmalı; hatta bazı mübahları şüphelidir mülâhazası ile terk etmenin yanında, şeriat-ı fıtriyenin kanunlarını çok iyi bilip onlara da riayette bulunmalı; yani mutlaka korkma, sakınma, vikayeye sığınma, şeriat-ı fıtriye ve âyâtı tekviniyenin kanunlarına riayette bulunma ve onları kavrama, değerlendirme, yorumlamada kusur edilmemelidir.
Şimdi, böyle muttakileri arayıp bulmak var iken, getirip onun yerine başkalarını koymak elbette ki doğru değildir. Bu her zaman için söz konusudur. Evet, siz, önemli bir yere geldiğinizde, daha liyakatliler varken bir yakınınızı, akrabanızı korur ve iyi bir iş yapma imkânı doğduğunda kendi yakınlarınıza salıklarsanız, bir hata yapmış olursunuz. Oysaki Efendimiz, Hz. Fatıma’nın hizmetçi istemesi karşısında ona şöyle buyurmuştu: “Ben falan yerde filan yerde şöyle yapan böyle yapan insanların hakkını sana veremem. Aslında sana ondan daha hayırlı bir şey verebilirim, yatağa girdiğiniz zaman otuz üç defa ‘sübhanallah’, otuz üç defa ‘elhamdülillâh’, otuz dört defa ‘Allahu ekber’ demen o hizmetçiden daha hayırlıdır.”32 buyurur. Zannediyorum Efendimiz vefat edeceği ana kadar da, Fatıma Validemiz hep değirmen taşı çevirdi.. eli nasırlandı.. su taşıya taşıya omuzu da nasır bağladı… Onun bir-iki eski urbası vardı ve sadece bir odacıkta oturuyordu.
Dipnotlar
- 31 Hucurât sûresi, 49/13.
- 32 Buhârî, farzu’l-humus 6, daavât 11; Müslim, zikr 80.