İçeriğe geç

İkinci olarak mizah veya nüktede yalan sözün bulunmaması şarttır. Peygamber Efendimiz böyle hareket eden bazı sahabileri latîfeden menetmiş, onların “Sizin de latîfe yaptığınızı görüyoruz.” demeleri üzerine de, “Ben latîfe yaparım ama doğru konuşurum.”42 buyurmuştur. Öyle ise mizah yaparken dahi sözlerin doğru olmasına dikkat edilmelidir. Zira yalan, bir kâfir sıfatıdır ve Müslümanın ağzını kirletir.43

Evet, Peygamber Efendimiz de yer yer latîfeler yapmıştır. Ama O’nun latîfeleri ciddiyet buudlu ve aynı zamanda hak ve hakikat yörüngelidir. Vereceğimiz şu misal, bunun en canlı örneklerindendir.

O (sallallâhu aleyhi ve sellem) bir gün, Zahir (radıyallâhu anh) adındaki sahabinin, arkasından yakalayıp gözlerini kapatır, sonra da: “Benden bu köleyi satın alacak var mı?” diye etrafına sorar. Kendisine yapılan bu iltifat, Zahir’in (radıyallâhu anh) çok hoşuna gider ve “Ya Resûlallah, çok ucuz bir köle satıyorsunuz.” der. İşte o zaman Allah Resûlü, Zahir’i (radıyallâhu anh) mest eden şu mukabelede bulunur: “Ama sen Allah yanında çok kıymetlisin.”44

Evet, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Müslümanın her sözü ve her hareketi ölçülü; daha güzel bir ifadeyle peygamberâne olmalıdır.

İbadetlerde Kulluk Şuuru

Cismaniyetten kurtulma, bedenin baskısından sıyrılma, kalb ve ruhun derece-i hayatına yükselme, derecesine göre herkes için söz konusu olabilir. İnsanın, üzerine terettüp eden kulluk vazifelerini yerine getirmesi ve bu arada “i’lâ-yı kelimetullah” istikametinde, O’nun nâm-ı celîlinin her yerde şehbal açması için gayret göstermesi, cismaniyetin üzerine dökülmüş kezzap gibidir. İnsan, bu sayede, kestirmeden ruhun derece-i hayatına girerek, mânevî terakkî adına Cenâb-ı Hakk’ın rıza ve rıdvanına ulaşabilir.

97