İçeriğe geç

Canlandırılacak olanları da vardır, canlandırılamayacak olanları da. Üstad, “İnsanda bazı duygular vardır söner ve ölür.”34 buyuruyor. Ben kendi tecrübemle onların neler olduğunu bilemeyeceğim. Ancak, öyle anlaşılıyor ki insanın kemalâtına medar bazı letaif, eğer ihmalle ölmüşse, bir daha dirilmeyebiliyor. Dolayısıyla insan o ihmalin cezası olarak belli bir noktadan ileriye geçemez.

Ama imana esas teşkil edecek duygular, meselâ, insanın latîfe-i rabbaniyesi, kalbin bedene nispeti gibi kalbe nispeti olan sırrı; bunlar günahlar yüzünden tıpkı güneşin kaybolmasıyla kapanan çiçekler, tomurcuklar gibi kapanır, güneş doğunca da yeniden açılabilirler. Ne var ki, bu açılıp kapanmanın da herhâlde bir sınırı olsa gerek… Çünkü “Her bir günah içinde küfre giden bir yol vardır.”35 Bu itibarla da insan o kadar karanlıkta kalınca, ihtimal bir daha belini doğrultamayabilir. Onun için insan, “Kayıp düşsem de kalkar, doğrulur, yine yoluma devam ederim.” deyip kendini günahlara salmamalıdır. Çünkü her zaman kötü düşme ve kalkamama da söz konusudur.. evet insan, hiç düşmeyecek şekilde hareket etmelidir.

Gaflet ve temkinsizlikten kaynaklanmayan düşmeler mazur görülebilir; Allah ekstra ihsanda bulunup böyle bir kulunu yeniden ihyâ edebilir. Tıpkı cahiliye insanından –cahiliye yaşamış olmasına rağmen– sahabi çıkardığı gibi. Günümüzü de aynı şekilde düşünebiliriz. Zira çağ ifrit bir çağ ve şeytan fitneye körük çekmekte…

90