Asıl maksat, ihtiyaçların karşılanması olduğundan, ihtiyacın cinsine göre bunları mücahitlerin bizzat kendilerine değil de ordunun emrine vermek daha makul olabilir. Böylece zekât malları, mücahitlerin cihaddaki ihtiyaçlarına, yerli yerinde ve en uygun şekilde harcanmış olacaktır. Mesela yiyecek ve giyecek gibi cüzi şeyler mücahitlerin bizzat kendilerine verilebilirken, ağır silahlar doğrudan birliğin emrine verilecek ve bu suretle, en verimli surette değerlendirilme şansını elde edecektir.
Günümüzün mücahede usulü olan kalemle mücahede de böyle değerlendirilebilir, bu alanda iş gören müesseselere zekât paralarından ayrılacak fonla çok büyük hayırlara vesile olunabilir.
350 Tevbe sûresi, 9/60.
351 Bakara sûresi, 2/273.
352 Beled sûresi, 90/16.
353 Buhârî, zekât 62, 40; Müslim, imân 29, 31.
354 Bkz.: Buhârî, zekât 67, hibet 17, imân 3, ahkam 24, 41; Müslim, imâre 27.
355 Buhârî, zekât 62, 40; Müslim, imân 29, 31.
356 Müslim, zekât 29; Ebû Dâvûd, zekât 5.
357 Müslim, zekât 177; Ebû Dâvûd, zekât 5.
358 Tirmizî, zekât 18; Ebû Dâvûd, harac 7; İbn Mâce, zekât 14.
359 Buhârî, zekât 55, ahkâm 16; Müslim, zekât 110-11.
360 el-Kilâî, el-İktifâ, 2/58.
361 İbnü’l-Esîr, Üsdü’l-gâbe, 2/585.
362 Müslim, fezâil 59; Tirmizî, zekât 30.
363 Hucurât sûresi, 49/14.
364 Müslim, fezâil 57; İbn Huzeyme, es-Sahîh, 4/70.
365 Usul-i fıkıhta “illet”; hükmün üzerine bina edildiği, hükmün varlığının, varlığına bağlı olduğu vasfa denir. Dolayısıyla illetin mevcut olduğu durumda hükmün varlığından söz edilebilirken, illet yoksa hüküm de yoktur
366 İbn Asâkir, Târîhu Dimaşk, 9/196-197; el-Kilâî, el-İktifâ, 2/153.
367 Buhârî, zekât 9, 16, fiten 23; Müslim, zekât 58.
368 Buhârî, iman 20; Müslim, eymân 38-40.