Zekât ve sadakanın kendilerine haram olduğu bir diğer grup da, Allah Resûlü’nün akrabası olan Haşimoğulları’dır. İmam Şafiî, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) aile efradı olarak, Benî Hâşim yanında Muttaliboğulları’nı da sayarak çerçeveyi daha geniş tutmaktadır. Ebû Hanife, İmam Malik ve Ahmed İbn Hanbel gibi imamlar ise, bunu sadece Haşimoğulları’yla sınırlandırmaktadırlar. Buna göre Efendimiz’in yakınları, kendi ailesi, Ebû Talib’in oğulları Hazreti Ali, Akîl, Cafer ile, amcaları Abbas ve Hâris’in soyundan gelenlerdir.
Bunlara sadaka ve zekât malları haram iken hediye kabul etmeleri helal kılınmıştır. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), kendisine veya ailesine gelen bir şey olduğu zaman onun mahiyetini sorar, hediye ise kendisi ve ailesi için kullanır, çoğu zaman onları da ihtiyaç sahiplerine verirdi. Ancak sadaka veya zekât adı altında gelmişse, doğrudan ihtiyaç sahiplerine ya da devlet hazinesine gönderirdi.
O gün için henüz bir çocuk olan Hazreti Hasan Efendimiz, sadakaya ait bir hurmadan aldığında Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) onu ikaz etmiş ve أَمَا عَلِمْتَ أَنَّا لَا نَأْكُلُ الصَّدَقَةَ “Bilmiyor musun, biz zekât/sadaka yemeyiz.”395 buyurmuştur.
Aynı şekilde Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), إِنِّي لَأَنْقَلِبُ إِلَى أَهْلِي فَأَجِدُ التَّمْرَةَ سَاقِطَةً عَلَى فِرَاشِي ثُمَّ أَرْفَعُهَا لِآكُلَهَا ثُمَّ أَخْشَى أَنْ تَكُونَ صَدَقَةً فَأُلْقِيهَا “Bazen eve gidiyorum, yatağımın üzerine düşmüş bir hurma buluyorum. Yemek için elime aldığımda, sadaka mallarından olmasından korkuyor ve geri bırakıyorum.”396 demektedir. Başka bir zaman, bulduğu bir hurma karşısında, لَوْلَا أَنْ تَكُونَ مِنَ الصَّدَقَةِ لَأَكَلْتُهَا “Sadaka olmasından korkmasaydım yerdim.”397 buyurmuştur.