İçeriğe geç

Üzerinde durulması gerekli bir nokta daha var ki o da şudur: Fî sebilillâh kavramının ihtiva ettiği genişlik nispetinde, kötü niyetli kişilerin eline ve tuzağına düşme durumundaki genç neslin elinden tutulup onların da Allah yolunda sa’y etmesine imkân hazırlanabilir. Böylelikle vatan evladının, kendi memleketine ve kendi değerlerine sahip çıkması temin edilmiş olur.

Öyleyse bugün biz, bütün boyutlarıyla cihad kavramını yerli yerine oturtup, günün şartlarına göre yeniden yorumlamak zorundayız. Madem cihad, Allah’ın rızası istikametinde yapılan her türlü cehd ü gayretin adıdır. Öyleyse günün şartları içinde, O’nun rızasını celp edecek amellerin iyi tespit edilmesi elzemdir. Bugün için, maddî kılıç kınına girmiştir. Kıtal ve mukatele şeklindeki cihad anlayışının yerine, daha etkili ve kalıcı olan ilim ve kültür faaliyetlerinin önemi kendiliğinden ve birinci plânda önem arz etmektedir. Karşımızda cehalet denilen korkunç bir düşman vardır ve bunun üstesinden gelmek, ancak ilim ve irfan hayatını canlandırmakla mümkündür. Dindeki adıyla bir çeşit emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker olan bu vazife, aynı zamanda günümüz Müslümanlarının üzerinde bir vecibe olarak eda edilmeyi beklemektedir. Zira bugün, dünya İslâm’a muhtaçtır ve yine dünya, bu ihtiyacını giderebilecek bir tebliğ hareketinden yoksundur. Bediüzzaman’ın ifadeleriyle şayet biz, Müslümanlığa ait esasatı hakkıyla temsilde muvaffak olabilseydik, diğer dinlerin salikleri fevç fevç İslâm’a dehalet edeceklerdi.378 Anlaşılan o ki ne biz böyle bir tebliğ ve temsil noktasına gelebildik, ne de çöken sistemler içinde yeni arayışların hummasını yaşayan dünya, kendini saadet ufkuna taşıyacak hakikatler yumağına ulaşabildi.

8. Yolcular

269