İçeriğe geç

Başka milletler çeşitli düşüncelerle kendi müntesiplerine bunları helâl gösterip onlara haram işletebilirler. Ne var ki, Allah (celle celâluhu), fıtraten temiz ve nezih yarattığı kuluna, habâset ve pislik ifade eden şeyleri lâyık görmez. Onun içindir ki, “Temiz olan, temiz olana lâyıktır.”7 prensibince İslâm, kendi müntesiplerine lâyık olmayan şeyleri yasaklar.

Evet, tüketeceğimiz şeyler, her zaman için temiz olmalıdır. Temizlik, İslâm’da çok mühim bir esas ve bir mânâda önemli bir rükündür. Onun içindir ki, Mefhar-i Mevcudat Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Temizlik imanın yarısıdır.”8 buyurmuşlardır.

a. Helâllik ve Temizlik

Tüketilecek malların temizlik ve helâlliği konusunda yukarıda yaptığımız genel izahtan sonra isterseniz bu konuyu biraz daha açalım.

İslâm, her şeyin öyle gözü kapalı tüketilmesine, yenilip içilmesine izin vermez. Tüketime konu olan maddeler, yukarıda da belirttiğimiz gibi, helâl ve temiz olmalıdır. Buna binaen meselâ içki, İslâm’a göre tüketim malı olamaz. Zira Kur’ân, içki hakkında rics kelimesini kullanmaktadır ki, bu, ister maddî isterse mânevî yönden olsun, içkinin bir pislik olduğunu ifade eder.9

Sekir ve sarhoşluk veren her şey, içki hükmünde olduğundan İslâm, onları mal olarak da kabul etmez. Bundan dolayı, meselâ, bir insan yüklü miktarda içki çalsa tecziye edilmez. Yine bu insan, bir miktar içkiyi dökse, ona tazmin ettirilmez. Çünkü İslâm Hukukuna göre o, mâl-i mütekavvim (kıymet ve değeri olan) bir mal değildir.

Dinde temizlik, hem Kur’ân-ı Kerim’de hem de Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) mübarek sözlerinde tebcil ve teşvik edilmiştir.

Kuba halkı, istincâda önce taşlarla temizleniyor, sonra da su kullanıyorlardı. Onların bu davranışları bizzat Cenâb-ı Hak tarafından Kur’ân diliyle takdire şâyân görülmüştür:

317