İçeriğe geç

“Ailenizin, çoluk-çocuğunuzun, nefsinizin sizin üzerinizde hakları vardır. İçinizden Allah’a en yakın olanınız ben olduğum hâlde, bazen oruç tutar, bazen iftar ederim. Bazen namaz kılar, bazen dinlenirim ve evlenirim. Benim sünnetimi terk eden benden değildir.”15

Böylece onlara itidal ve istikameti tavsiye etmiştir.

O’nun bu mevzuda, “Kuvvetli mü’min zayıf mü’minden daha hayırlıdır.”16 hadisi de üzerinde durulması gereken başka bir hususu işaretlemektedir. Ne var ki, bunun yanında O (sallallâhu aleyhi ve sellem): “Ümmetim hakkında en çok korktuğum şeyler, karın büyüklüğü (göbek bağlamak), çok uyku, tembellik ve yakîn azlığıdır.”17 gibi hadisleri de konunun diğer yanına işarette bulunmaktadır ki, itidal ve istikamet de ancak bu suretle gerçekleşmektedir. Zannediyorum, “Böylece sizi orta bir ümmet yaptık.”18 âyeti buna da işaret etmektedir.

Efendimiz her mevzuda olduğu gibi, istihlâkte de hep vahyin emri doğrultusunda hareket etmiş ve her şeyde olduğu gibi, bu mevzuda da bize örnek olmuştur.

Bütün bu örnekler gösteriyor ki, İslâm, bir kısım maddeci (materyalist) anlayıştan uzak olduğu kadar, zahitlik adına her şeyden el etek çekme anlayışından da uzaktır. Onun kendine has bir tüketim telakkisi vardır ki, ona, ifrat ve tefritten uzak, Kur’ân ve Sünnet’in öngördüğü temel prensipler çerçevesinde bir itidal ve istikamet anlayışı diyebiliriz.

c. Fazilet ve Fedakârlık

İnsan, sadece maddeden ibaret değildir. Eğer öyle olsaydı, maddesine hitap eden ve maddî ihtiyaçlarına cevap veren hususların karşılanmasıyla onun bütün ihtiyaçları giderilmiş ve mutluluğu sağlanmış olurdu. Oysaki, durum hiç de öyle değildir.

320