Koskocaman Roma, o debdebe ve ihtişamıyla ve disiplinli ordusu ve askerî nizamıyla, devlet idaresi ve kanunlarıyla âdeta bir lokma gibi israf ve sefahatin dişleri arasında eriyip gitmiştir.
O koskocaman Yunan, muhteşem Mısır, büyülü Babil, müterakki Endülüs ve Abbasî… hep aynı akıbete uğramıştır. En son yutulan ise Osmanlı olmuştur. Evet, şimdiye kadar binlercesini yutan bu aç canavar nihayet Osmanlı’yı da yutmuştur.
Biz şimdi o balığın karnında Yunus (aleyhisselâm) gibi dua ediyor ve bir an evvel şecere-i yaktîn41 altına ulaşabilmemiz için Rabbimiz’den inayet bekliyoruz.
Ehl-i sefahat, çakırkeyf bedenî arzularını yaşaya dursun, biz inim inim bu kasvet dolu geceyi delmeye çalışıyoruz ve çalışacağız. Allah’tan niyaz edelim, onların suiakıbeti bizlere de dokunmasın. Zira şimdiye kadar hiçbir ‘beden toplumu’ helâkten kurtulamamıştır. İşte Kur’ân:
“Biz nimet ve refah içinde nankörlük eden nice beldeleri yok etmişizdir. İşte onların yurtları! Orada kendilerinden sonra pek az kimse oturabilmiştir. Oralara Biz vâris olmuşuzdur.”42 buyurur.
Ege’yi baştan aşağıya gezin, İzmir’in içinde dolaşın, Agora’ya uğrayın, sonra Sart’a gidin ve dönün Bergama’ya gelin. O muhteşem Romalıların yaşadıkları yerleri bir baştan bir başa gezin! Lüks ve sefahat içindeki bu milletlerin zevk u safanın dişleri arasında nasıl çiğnenip gittiklerini görecek ve ürpereceksiniz.
Zevk u sefanın öldürücü zehiri olmasaydı, Endülüs gibi sekiz asır Batıda kök salmış ve Avrupa’ya kadar uzanıp orayı da tesiri altına almış bir medeniyet hiç yıkılır mıydı? Ama yıkıldı, zira gittiğiniz zaman göreceksiniz, çöküntü dönemi itibarıyla Endülüs hamamlarının duvarları, iğrenti verecek ölçüde utandırıcı resimlerle dolu…
Dipnotlar
- 41 Hz. Yunus’un (aleyhisselâm) balığın karnından kurtulduktan sonra altına sığındığı geniş yapraklı bitki. (Sâffât sûresi, 37/146)
- 42 Kasas sûresi, 28/58.