İslâm ise bu hususa bir sınır koymuş ve: “Akrabaya, yoksula ve yolcuya hakkını ver, elindekileri saçıp savurma. Şüphesiz saçıp savuranlar, şeytanlarla kardeş olurlar. Şeytan ise Rabb’ine karşı pek nankördür.”1 gibi beyanlarıyla bize dengeli olmayı salıklar.
Evet, Kur’ân, müntesiplerini: “Yakınındaki fakirlere infakta bulun. Kazandığın her şeyde onların da bir hakkı olduğunu düşün. Cüzdanına koyacağın her kuruşta, yakınındaki fakirlerin de bir hakkı olduğuna inan. Miskini gözet ve bunları yaparken, yani hem yerken hem yedirirken, hem giyerken hem giydirirken savurganlığa sapma, israftan kaçın; kaçın ve istihlâkte aşırılığa girme. Zira saçıp savuranlar, şeytanın arkadaşı ve kardeşidirler. Şeytan ise, Rabbine karşı en büyük nankördür.” türünden fermanlarıyla uyarır ve dengeli yaşamayı öğütler.
O: “Ey âdemoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyerek gidin. Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü Allah israf edenleri sevmez.”2 … gibi fermanları ve: “Allah’ın sana verdiği şeylerde ahiret yurdunu gözet, dünyadan da nasibini unutma. Allah sana nasıl iyilik ettiyse sen de öyle iyilik et. Yeryüzünde bozgunculuk isteme; çünkü Allah bozguncuları sevmez!”3 türünden buyruklarıyla hep itidali salıklar.
Dipnotlar
- 1 İsrâ sûresi, 17/26-27.
- 2 A’râf sûresi, 7/ 31.
- 3 Kasas sûresi, 28/77.