İçeriğe geç

Ve işte Osmanlı! Eğersiz atlar sırtında parlak bir medeniyet kurmuş ve dört asrı aşkın bir süre dünyayı kontrol edebilmiştir. Amerika’ya giden ilk seyyahlar da Kızılderililerle savaşa savaşa, aç-susuz, yokluk içinde -ne kabul edilirse edilsin- yeni bir medeniyet kurmuşlardır.

Daha nice devlet ve millet vardır ki, seviyeli bir umrana ancak istihlâka sınır koymakla; israf, lüks ve sefahatten kaçınmakla ulaşabilmişlerdir.

Dünyanın en büyük, en geniş servet kaynaklarına da sahip olsalar, bugün şu bin bir sefahat içinde yüzen insanların bir medeniyet kurmalarını ve ciddî bir millet olma seviyesine yükselmelerini düşünmek oldukça zordur. İsraf, lüks ve sefahati terk etmedikten sonra, rahata ve rehavete alışmış, zevk içinde yaşamadan başka bir şey düşünmeyen bu insanların, insanlık adına yapacağı hiçbir şey yoktur.

2. İslâm Tüketime Sınır Koymuştur

Günümüzün medeniyeti, onu kuranların cehaleti ve insanı tanımaması yüzünden beraberinde bir sürü de gaile getirmiştir. Dahası o, ruhlarımızda korkunç ve devamlı bir yaşama arzusu ve maddî refah düşüncesi hâsıl ederek, bizi bize ait bir kısım hususiyetlerimiz açısından kör-topal yapmış ve şaşkına çevirmiştir.

Bu sebeple günümüz insanı, her gün bitmeyen bir kısım tûl-i emellerle evinden ayrılmakta, tûl-i emeller içinde yatağa girmekte; rüya ve hülyalarında bitmeyen ihtiraslar arkasında koşmakta ve bir türlü tatmin olmamaktadır. Zira onun ruhunu, sonu gelmeyen ümniyeler, boş hayaller, günü gün etme arzuları, lüks ve sefahat içinde eğlenme düşünceleri ve korkunç bir bohemlik arzusu esir etmiştir.. ve onun için tüketimin âdeta sınırı yok gibidir.

313