İçeriğe geç

Bilindiği gibi, bugünkü ekonomik sistemlerde israf, aşırı istihlâk ve lüks teşvik edilmekte; öyle ki bugün giyilen şey yarın giyilmemekte, bugün yenen şey yarın yenmemekte ve böylece korkunç bir israf fikri ve istihlâk anlayışı körüklenmektedir.

Günümüzün medenî insanları, bu mevzuda bir bakıma bedevîlerden (ilkel insanlar) daha tali’siz, daha bedbaht sayılabilirler. Çünkü bedeviyette bir insan 2-3 şeyle geçinmesine mukabil, günümüzde pek çok şeye ihtiyaç hissedilmektedir.

Bugün medenî hayat insanlığın başına öyle gaileler açmıştır ki, medenî bir insan koltuksuz bir evi yaşanmaz görmekte; buzdolapsız, televizyonsuz evi ahırla bir tutmaktadır. Ona göre, her insanın mutlaka en az bir özel otomobili olmalıdır. Yine ona göre, merdivenlere tırmanma ilkel insan işidir; mutlaka her evde bir asansör bulunmalıdır.

Tabiî bu arada benimsenen şeylerin arasında, insan tabiatına ve fıtrata ters o kadar çok belâ ve dert vardır ki, bir bir bunları sayıp dökmek mümkün değildir. Tarih boyu da hep böyle olmuş ve bu anlayıştaki medenîlerin medeniyet tarihleri bu tür şeylerin meşheri mahiyetindedir.

Bir kere, hayatını lüks ve israf içinde sürdüren medenîlerin kurduğu ciddî bir medeniyet yok gibidir. Bütün medeniyet ve umranların temelinde, o az yiyen, az içen, basit giyinen; lükse, zevke ve safaya düşkün olmayan insanlar vardır.

Evet, yeryüzünde nerede bir medeniyet kurulmuşsa, onun temelinde kanaatkâr ve israftan kaçınan insanları görürüz. İşte cihanın büyük bir kısmında medeniyet kuran ilk Müslümanlar! İşte sahabe-i kiram! İran’da, Turan’da, Bağdat’ta, Endülüs’te kurdukları medeniyetler bunun en canlı şahitleridir.

312