İçeriğe geç

Mesken ihtiyacı için de aynı şeyleri söylemek mümkündür. Herkes için mesken zarurî bir ihtiyaçtır. Ne var ki, küçük bir sarayı andıran villalar ve villaların kendi maliyetinden daha pahalı iç dekorasyonlarla fevkalâde pahalılaştırılmış meskenlerin israf sayıldığı da açıktır.

Hayatın her sahasında aynı usûl ve prensibi tatbik ederek neyin hoş neyin nâhoş, neyin israf neyin iktisat olduğunu söyleyebiliriz. Bu itibarla eğer mü’minler, kurtuluş bekliyorlarsa hem ferdî hem ailevî hem de içtimaî hayatlarında lüks ve israfı mutlaka terk etmelidirler.

Bu noktada akla hemen şöyle bir soru gelebilir: Tüketimi kısma ve istihlâki önleme bir kısım iş yerlerinin kapanması ve istihdam alanının daralması demektir. Böyle olunca da, buralarda çalışan ve ekmek parası kazanan işçiler açıkta kalacaktır. Bu da iktisadî açıdan en az lüks ve israf kadar zararlı değil midir?

Evet doğrudur; ancak biz, iktisadî hayatı bir bütün olarak değerlendirmek zorundayız. Sadece tüketim meselesini ele alıp o noktadan ıslaha çalışmak, iktisadî hayatın bütününü ıslah için yeterli değildir. Hatta bazı hallerde bu şekildeki müdahaleler topluma ciddî zarar da verebilir. Öyle ise, bu mevzuda, çok akıllıca davranıp meseleyi en faydalı bir yola yönlendirmek icap edecektir.

İktisadî hayatta, lüks ve süs eşyalarının istihsalini durdururken, birdenbire geniş bir dairede, sadece bu hususun düzeltilmesiyle işe başlanmamalıdır. Herhâlde önce, iktisadî hayatımıza medar olabilecek topyekün içtimaîyi düzeltmek, sonra da iktisadînin bu yönüne el atmak icap edecektir.

Yapacağımız düzenlemeler ve kısıtlamalar dengeli ve ölçülü olur ve neticeler baştan hesaplanıp alternatif kuruluşlar devreye sokulabilirse, akla gelebilecek sorudaki vahim sonuçlar en asgarî seviyeye indirilebilir. Hatta bu durumda hiçbir problemle karşılaşmamak da mümkündür.

328