İçeriğe geç

İşte bu tasvirde olduğu gibi insan ahiret inancı adına en ufak bir şüphe ve tereddüde meydan vermeyecek şekilde bir hassasiyet göstermelidir ki bütün bu mânâları, يُوقِنُونَ kelimesi gayet veciz olarak ifade etmekte ve mü’mine kalbî ve ruhî saadeti adına âdeta sihirli bir anahtar sunmaktadır.

Evet, bu konuda düz inanma hafife alınmamalıdır. Ancak ahiret için “iman” kelimesi umumiyet, “îkân” kelimesi ise hususiyet arz etmektedir. İman umumi bir tasdik olup, iman edilmesi gereken her şeye inanmayı; îkân ise daha ziyade inanılacak şeylere dair vâki ve muhtemel şüphe ve tereddütleri elden geldiğince izale etmeyi ifade eder. Bu sebeple dikkat edilecek olursa, Cenab-ı Hakk’ın esmâ-i hüsnâsı arasında, “Kendi vahdaniyetine en başta Kendisi şehadet eden, tasdik eden, kullarını emniyete erdiren ve onlar arasında birbirlerine karşı emniyet hâsıl eden” mânâsına “Mü’min” ismi olduğu hâlde, O’nun ne “Mûkin” gibi bir ismi, ne de “yakîn” gibi bir sıfatı bulunmaktadır. Zira yakîn, yukarıda da ifade edildiği gibi, şüphe ve tereddüdü izale etmek için kullanılan bir kelimedir. Kullar için şüphe ve tereddüt söz konusu olsa da Cenab-ı Hak için bunlar asla bahis mevzuu değildir ki, O’nun böyle bir isim veya sıfatı bulunsun.

164