İçeriğe geç

3. عَاجِلَة : Bazen de ahiret, كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَوَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَ “Gerçek şu ki: Siz bu peşin dünya hayatına çok düşkünsünüz. Onun için ahiret (duygu ve mülâhazasını) terk edip durursunuz.”[31] âyetinde olduğu gibi, عَاجِلَة’nin karşılığında kullanılmıştır. Bütün bunlardan anlaşılmaktadır ki, ahiret; zatı, cevheri, arazı ve sıfatlarıyla, bir “mukabele” sanatı içinde dünyanın karşısında özel bir âlem olarak zikredilmektedir.

Bu âyet-i kerimedeki son kelime olan يُوقِنُونَ ise, إِيقَان kökünden gelip, yakînen inanma, bir şeyin dosdoğru olduğunu kabul etme, muhalif mânâlarıyla reybîlik ve tereddütten uzak olma ve aksine ihtimal vermeme mânâlarına gelmektedir. Binaenaleyh يُوقِنُونَ kelimesi, bu mânâları ifade ederken ahiret hakkında şüphe ve tereddüde düşülmemesinin gerektiği vurgulanmaktadır ki, bu da onun aksinin iman sayılamayacağını ihtar etmektedir. Yani bunun aksine ihtimal veren biri kat’iyen müttakilerden olamaz. Zira kişinin müttakînden olabilmesi “Acaba ahiret olmayabilir mi?” şeklindeki bir yaklaşım ve anlayışla te’lif edilemez.

157