Bu âyetin üçüncü fıkrası olan وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ kısmına gelince, burada tamimden (genellemeden) sonra bir tahsis vardır. Yani وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَۤا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَۤا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ âyetinin ifade ettiği mânâ içinde “ahirete iman” da vardır. Zira Allah’ın peyderpey indirdiği suhuf ve kitapların hemen hepsinde, ama icmalî ama tafsîli, ahiret inancına dair âyetler mevcuttur. Ne var ki, burada umumi ifadeden sonra tahsis yapılarak وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ ifadesi, kendinden önceki ifadelere وَ ile atfedilmiştir. Hususi ehemmiyetin vurgulandığı böyle bir atfa “atfü’l-hâss ale’l-âmm” denir.
اَلْاٰخِرَة kelimesinin başındaki harf-i tarif, ahd için olduğu takdirde mânâ, “İşte sizin öteden beri araştırıp durduğunuz, adını söylediğiniz ahiret budur.” şeklinde olur. Malum olduğu üzere اَلْاٰخِرَة kelimesi, اَلْاٰخِر sıfatının müennesidir ve “son ya da sonradan olan şey” demektir. Fakat Kur’ân-ı Kerim’de ahiret, bazen دُنْيَا, bazen أُولٰى, bazen de عَاجِلَة kelimelerinin karşılığında kullanılagelmiştir:
1. دُنْيَا : Dünüv veya bir görüşe göre denâet kökünden türemiş olan dünyaya, “öte”ye nispeten bize yakınlığından veya ahiret karşısında pespaye olduğundan dolayı “dünya” denilmektedir.
2. أُولٰى : وَلَلْاٰخِرَةُ خَيْرٌ لَكَ مِنَ الْأُولٰى “Elbette Senin için sonraki hayat, ilk hayattan (veya işin sonu, başından) daha hayırlıdır.”[30] âyetinde olduğu gibi bazen de ahiret, “ûlâ”nın karşılığında kullanılmıştır. Bunlardan biri önce, diğeri sonra gelir. Nitekim ahiret, sonra gelen mânâsınadır.