Konu şöyle tasvir edilebilir; sanki rızık, insanların başlarına rahmet-i ilâhiyeden yağıyor veya yerden fışkırarak bütün çeşitleriyle onları çepeçevre sarıyor. Buna karşılık onlar da hazinedarlık ettikleri bu rızkı, bakım ve görümleriyle mükellef oldukları en yakın çevreden en uzak çevreye kadar bütün ihtiyaç sahiplerine infak ediyorlar.
Bir başka tasvirle ifade edilecek olursa, sanki bir hazine odasının bütün menfezlerinden, kapı ve pencerelerinden içeriye gürül gürül rızık akıyor da, hazineden mesul olan memur, Hazreti Samed’den gelen bu rızkı, el açıp kapısına gelenlere bol bol infak ediyor.
* * *
وَالَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَۤا أُنْزِلَ إِلَيْكَ وَمَۤا أُنْزِلَ مِنْ قَبْلِكَ وَبِالْاٰخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
“Hem Sana indirilen Kitab’a hem de Senden önce indirilen kitaplara inanır ve tasdik ederler. Ahirete de kesin olarak inanırlar.”[22]
Bu âyet-i kerime, başındaki atıf “vav”ı ve “ism-i mevsûl”den de anlaşılacağı üzere, bir önceki âyet üzerine atfedilmiştir. Çünkü اَلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ ile gayba iman şeklinde “icmalî iman” anlatıldıktan sonra sanki burada da “tafsilî iman” anlatılmaktadır.
Âyetteki inzâl kelimesi, bir şeyi yukarıdan aşağıya sarkıtmak ve indirmek demektir. Türkçemizde bir memuru makamından indirmek veya onun maaşını eksiltmek de aynı kökten gelen “tenzil” kelimesi ile ifade edilir. Kur’ân-ı Kerim’in dünya semasına indirilişi, bir defada indirilme mânâsına gelen inzâl sözüyle, yeryüzüne indirilişi de “tenzil” kelimesiyle ifade edilmiştir.[23] Tenzil kelimesi tef’îl babından gelmektedir. Tef’îl babı ise genellikle teksir (çokluk) için kullanılır. Dolayısıyla tenzil, vahyin “ceste ceste inmesi”ni ifade eder.