İçeriğe geç

Namazda, emre esas teşkil etmese de, bir çeşit fizikî ve bedenî eğitim de söz konusudur. Ne var ki, صَلُّوا كَمَا رَأَيْتُمُونِي أُصَلِّي “Namaz kılarken Beni gördüğünüz gibi namaz kılınız.”[6] hadis-i şerifinden anlaşıldığı üzere yapılan ibadetin Allah katında makbul olabilmesi ve kişiye sevap kazandırabilmesi için hem kalbin Allah’a karşı haşyet, hudû ve saygıyla dopdolu bulunması hem de davranışların, Nebiler Serveri’nin (sallallâhu aleyhi ve sellem) ikâme adına tarif edip gösterdiği şekle uygun îfâ edilmesi gerekmektedir. Zira insan namaz kılarken kalbi haşyet, huşû ve saygıyla çarpmıyorsa, zâhiren namazını kılmış ve borcundan kurtulmuş olsa da kâmil mânâda namazını eda etmiş sayılmaz ve iç-dış erkânına riayet edilerek kılınan namazdan hâsıl olacak sevabı alamaz. Aynen onun gibi kişi, o ibadeti en zor bedenî hareketlerle yerine getirse de, Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) tarif edip gösterdiği şekle uygun değilse kâmil mânâda namazını eda etmiş olmaz ve ondan beklenen engin sevabı da elde edemez. Evet, namazda, ilâhî lütuf olarak bedeni sağlıklı tutacak bir kısım fizikî hareketlerin yapılması emredilmiş olsa bile, kişi namazını eda ederken bunları maksat edinmemelidir.

135