Evet, tablo ortada.. irşad ediyorum derken, kendini unutan ve âleme söylediklerini kendi tatbik etmeyen insanların durumu işte budur. Bugün, diyalektik yapan değil; bildiğini ve söylediğini yaşayan insanlara ihtiyaç vardır. Evet, kurtuluş ufkumuzda düğümlenmiş ukdeleri ancak bunlar çözebilir. Kitap yüklü bineklerin veya gece gündüz konuşan laf ebelerinin, milletin kurtuluşu hesabına verecekleri hiçbir şey yoktur. Osmanlı yıkılırken kütüphanelerde yüz binlerce cilt kitap vardı. Ama bu kitaplar koca bir devletin yıkılmasına mâni olamadı. O kütüphanelerdeki kitaplarla, bir insanın hafızasına istif edilmiş malumatlar yükü arasında keyfiyet açısından hiçbir fark yoktur. Esas olan, bir insanın bildiklerini tatbik edip etmediğidir.
Bir hadiste bu hususa işarette bulunulmaktadır. İki Cihan Serveri şöyle buyururlar: “Ümmetim için en çok korktuğum, âlimlerin nifakı (sürçmesi), münafıkların da cidalidir.”26 Evet, âlim ikiyüzlülük yapar, münafık da cerbeze ve diyalektikle etrafındakilerini aldatırsa, işte o zaman bu ümmetin sonu gelmiş demektir.
Mürşit ve mübelliğ durumunda olan herkesin bu noktaya çok dikkat etmesi lâzımdır. Maalesef irşad vazifesinde, gerek fert ve gerekse müesseseler olarak çok defa gözden kaçırdığımız en önemli açığımız da işte budur. Allah’ın (celle celâluhu) bizlerle olan muamelesini düşünürken, bunu hatırlamada da yarar olacak.
Dipnotlar
- 26 et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 20/138; el-Mu’cemü’l-evsat 6/342.