İçeriğe geç
3. Bölüm

2. Tebliğe Duyulan İhtiyaç Ve Onun Kazandırdıkları

Günümüz insanı, “emr-i bi’l-mâruf nehy-i ani’l-münker”e her devirden daha çok muhtaçtır. Zaten nübüvvet, Hatemü’l-Enbiyâ (sallallâhu aleyhi ve sellem) ile son bulmuş ve o kapı artık ebediyen kapanmıştır. Hâlbuki günümüzde, geçmiş asırların hepsine denk bir küfür ve isyan hâdisesi söz konusudur. Bu itibarla da bugün, bu yüce vazifeyi omuzlayanlar, her devrin insanından daha büyük sıkıntı ve ızdıraba dûçâr olabileceklerdir. Bu zor şartlardır ki, günümüzün mürşit ve mübelliğlerini kendilerinden önce gelenlerin çok önüne geçirecek ve ümit ediyoruz onlara, sahabenin hemen arkasında yer alma pâyesini kazandıracaktır. Nefis cümleden aşağı olsa da, vazife cümlenin üstündedir.1 Cenâb-ı Hakk’ın lütfu, insanlara ihtiyaçları nispetinde gelmektedir. Allah’ın rahmeti, insanlar arasında taksim edilirken onun çokluğu, ekseriya, şahsın iktidarıyla ters orantı arz eder. Kim daha âciz ve zayıf ise, Cenâb-ı Hak ona daha çok merhamet etmekte ve onun elinden tutmaktadır.

Değişik atmosferler açısından bakış ve duyuşlarla kalbimize kadar sokulan günahlar, bizleri öyle mefluç bir hâle getirmiştir ki, gecelerimiz heyecana, seccadelerimiz de gözyaşına hasrettir. Aşk ve muhabbetten yoksun, kadavraya dönmüş bu hâlimizle, bilmem ki başka hangi felaketleri bekliyoruz? Bunun ötesinde gelecek felaket, –Allah korusun– şeytanın başına gelen felaket olabilir. Evet, bizler, yirminci asrın insanları olarak, günahlarla öylesine içli dışlı olmuşuz ki, şayet gözümüzden perde kalksa ve kendi mânevî mahiyetimizi müşâhede etsek, o hâlimizden en evvel kaçan bizler olacağız.

15